Hormonlar Aşka Geldi

Yrd. Doç Dr. İrem Öner Özkara

İç Hastalıkları (Dahiliye)

Online Randevu: goo.gl/NFwpbM

Barış Mahallesi, Belediye Caddesi Ginza Lavinya Park Sitesi

C Blok No 30 Kapı 173 Beylikdüzü İstanbul

Telefon: +90 (212) 872 12 52

HORMONLAR AŞKA GELDİ

Aşk denilen o deli duygu.
 Hastalık mı, zaaf mı?
 Mantık mı, yasak mı?
 Fayda mı, zarar mı?
 Gereği var mı?
 Onsuz olmaz mı?
 Nasıl gelir, kim bilir?
 Kuvvet mi verir, güç mü tüketir?
 Kadına mı yakışır, erkeğe mi bulaşır?
 Buna benzer onlarca soru üretebiliriz.


 Aşkın hormonlarla olan ilintisini ancak uzmanından öğrenebiliriz.
Beylikdüzü Doktorları Dahiliye Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Öner Özkara'dan çok özel aşk şifreleri;
 
 ALTI SANİYEDE AŞK
 Aşk, fizyolojik bir bozukluktur. Hastalık sınıfına girmez. Durumu belirleyen ana unsur hormonlardır. Büyük görev beyine düşer. Tek görüşte aşk deyiminin arkasındaki gerçek, ilk 6, 7 saniyedeki etkileşimin gücünü yansıtır aslında.
 Görsel ve kokusal tepkimelerle etki alırız. Beyin ilk görüşte kararını vermiştir. Saniyeler içinde aşkın gelişi netleşir. İş görüşmelerinde, arkadaş seçimlerinde ve sosyal mecra iletişimlerinde de benzerlikler gözlemlenir.
 Beyin tarafından verilen kararın süresi akışa yön verir. Aşk kavramını diğer duygulardan ayıran en önemli özellik, tutku ve heyecan içermesidir. Vücut beyne ileti gönderir.
 Beyin hormon üretir ve bunu kan yoluyla diğer organlara yönlendirir. Duygular en uçlarda hissedilmeye başlanmıştır artık. Sonrası hızlı gelir.
 
 HORMONLARLA MUTLUYUZ
 Beynimiz ''Dopamin'' hormonu üretir. Dopamin, coşku ve mutluluk verir. Sinir hücreleri arasındaki koordinasyonu sağlar. Serotonin, duygusal ilişkinin kapılarını açan hormondur. Kimi kadınlara göre melankoli başlangıcı, ya da depresif melankolik sürece adım atma durumudur. Oksitosin hormonu bağlanmayı artırır. Bağlanmanın yoğunluğu sadece aşk kulvarıyla kalmaz. Anne bebek arasındaki bağlılık gibi özel durumları da kapsar. Doğumdan hemen sonra kucağına bebeğini alan anne, oksitosin hormonu salgılamaya başlamıştır. Memeden süt gelmesine destek veren hormon aktif kılınmıştır. Eşlerin diz dize oturması, sevgililerin el ele tutuşarak dolaşması da aynı hormonun bağlılık etkilerinin kudretini pekiştiren örneklerdir. Çilek, muz ve çikolata vücuttaki serotonin hormonunun fazlalaşmasını sağlar. Aşka sabitlenme, hırslanma, sahiplenme gibi duygular açığa çıkar. Fizyoloji her haliyle kademe atlar.
 
 AŞK HİÇ BİTER Mİ
 Aşk, yaş aldıkça değil, yaşam stresi kazandıkça azalır. Aşık olmanın yaşı, vakti, reçetesi yoktur. Dış etkenlerle gelişen kaygı tipleri ortaya çıkınca, endişeler güzel duyguların önüne geçer. Hormonlar yavaşlamaya, pasif kalmaya başlar. Tepkilere cevap veremez hale gelir. Antidepresanların etki mekanizması hacmi düşmeye başlayan hormonlar üzerinedir. Amacı, hem serotonini artırmak, hem de üretimini hızlandırmaktır. İnsanın kafasından günde 70 bine yakın düşünce geçer. Bu düşüncelerin örneğin 50 bini sadece bir kişi üzerine odaklanıyorsa, o kişiye aşık olunmuştur. 50 binlik düşünce portföyü sadece iş ve kariyerle ilgili değerleri içeriyorsa, profesyonel yaşamda yükselme ışığının göstergesidir. Aşk bağımlılıktır. Resmini gördüğümüzde ellerimizin titremesine, terlemesine, sesimizin değişmesine, nabız sayımızın hareketlenmesine, kan basıncımızın ivmelenmesine neden olur.
 Koskoca bir şirketi başarıyla yönetiriz, ama onun yanındayken şaşırır, sakarlaşırız. Elimiz, ayağımız dolaşır. Aklımıza her geldiğinde yüzümüz kızarır, solunum katlanır, fonksiyonlar farklılaşır.
 
 HER KALPTE AYRI ŞARKI
 Erkeklerde serotonin oranı kadınlara göre çok daha fazladır. Kadınlar melankolik sürece daha yatkındır. Hatta bunu istiyordur. Erkekler depresyonu sert yaşar. Sorunu tölere etme kabiliyetleri kadına oranla zayıftır.
 Kadın ise, kronik depresif yaşamaya alışmıştır. Acıyla beslenir. Izdırap çeker. Bir süre sonra sıkıntıyı halleder.  Erkek, tutkuya, adrenaline açıktır. İstediği tutkuyu aşktan başka bir şeyde, yerde bulduğuna inandığı an, oraya yönlenir. Erkek, herkese aşık olabilir. Aşkı yaşayış, anlayış şekli farklıdır. Bağlılık ve sadakat konusunda üzerinde araştırmalar yapılacak kadar karmaşıktır.
 Salınan hormonlar aynı olsa da, bağlanma kalitesini, sadakat seviyesini genetik değişiklikler belirler.
  Bilimsel araştırmalar sonucunda erkeklerde bağlanmayı sağlayan hormonun vazopresin hormonu olduğu, bu hormonu kodlayan gende 334 adet genetik mutasyon olabildiği saptanmış. Yani erkekler bağlanma özelliklerine göre 334 farklı tipte olabiliyorlar ve sorun bazen gerçekten sizde değil onun genetik yapısında olabilir.''
 Birisine aşık olamıyorsa, ya da üç gün onunla, beş gün diğeriyle beraber olmayı arzuluyorsa geni bozuktur.
 
 GENÇLİK BAŞIMDA DUMAN
 Aşk, genç ergenlere tavsiye edilir. Olgun yaştaki insanlara kattığı tek şey heyecandır.
 Benzer heyecanı, başka meşguliyetlerle, örneğin tarım yaparak, şiir yazarak, seyahat ederek yakalayabiliyorsak, aşk riskine girmeye hiç gerek kalmaz.
 En tutkulu aşkın süresi 2.5 yıldır. Sevgi ve saygıyla, hayranlıkla ve fedakarlıkla, dostlukla ve anlayışla bezenemiyorsa, büyü bitmiş demektir.
 Uygun değilmişiz, ayrılıyoruz seansları başlar. Terk edilmenin acısı 19 aydır.
 Önceleri can yakan duygular, bir müddet sonra dayanıklılığa, ardından olgunluğa, nihayetinde ders çıkarmaya evrilir.
 Aşkın gelişini anlar ve hissederiz. Kabul etmek, ya da uzaklaşmak irademiz dahilindedir.
 Biz istemesek bile, ilk görüşte içgüdülerimiz tetiklenebilir. Evet aradığım kişi bu diyebiliriz.
 Kokusundan, görünüşünden olumlu enerjiler üretiriz. Uzak kalmayı tercih ediyorsak, ruhumuza söz geçirebiliriz.
 Bu tip durumlarda yapılabilecek en iyi şey spora yönelmektir.
 Spor, hem kafayı boşaltacak, hem de metabolizmaya dinamizm katacaktır. Bir süre oyalanıp, nefes alma fırsatı tanıyacaktır.
 Fazla karbonhidrat tüketmez isek, bol sebze ve meyve yersek, idmanlarımızı sürekli tazelersek hormonlarımıza iyi gelecektir.
 Yollarımıza güller döküldüğünde, bunları şimdi kim toplayacak diyeceğimiz günler, öz güvenimizin zaferini müjdeleyecektir